Metal işçilerini isyan ettiren koşullar UNO’da da var!

Metal işçilerini isyan ettiren koşullar UNO’da da var!

28379 Aşağıdaki röpörtaj 22 ağustos 2015 tarihli EVRENSEL gazetesinden alınmıştır. UNO (Unlu Mamüller Gıda Sanayi) Ümraniye Dudullu Organize Sanayi Bölgesinde bulunan en önemli işletmelerden biri. Ana fabrikanın yanı başında yeni kurulan UNO Baget fabrikasıyla birlikte yaklaşık 1100 işçi çalışıyor. Sendikal mücadele ve örgütlenme bakımından belirleyici bir öneme sahip.   Kuruluşundan hemen sonra UNO’da başlayan sendikal mücadele girişimi bizzat patron ve idari müdürlerinin girişimi ile engellenmek istenmişti. Ülker’in bağlı olduğu Yıldız Holdingin fabrikayı almasının ardından Türk-İş’e bağlı Tek Gıda-İş’in örgütlenmesini engellemek için, patronun isteğiyle UNO’da Hak-İş’e bağlı Öz Gıda-İş Sendikasının örgütlenmesinin önü açıldı.   Temsilcilerin ve delegelerin dahi atamayla belirlendiği fabrikada, şube yöneticilerini de hep genel merkez belirledi. Sözleşmelerde de işçilerin talepleri sorulmadı, onayı alınmadı. Sendikal eğitim verilmedi, işçi hep geri  plana itildi. İşçilerin dini duyguları istismar edilirken, koşullara itirazlar ise işçi kıyımlarıyla bastırıldı. Sadece Tek Gıda-İş’e üye oldular diye, DİSK’e bağlı Gıda-İş’le irtibat kurdular diye onlarca işçi işten atıldı. İşçiler, servis güzergahlarında ve oturdukları mahallelerde takibe alındı.   En son 3. dönem toplusözleşmesi de söz verilmesine rağmen işçilerin onayı olmadan, patronla oldubitti yapılarak imzalandı. Buna tepki göstererek DİSK’e bağlı Gıda-İş’le bağ kuran 7 işçi önderi işten attırıldı. İşçilerin çay paydoslarında fazla zaman harcadıklarını bahane eden UNO patronunun, performans düşüklüğün var diyerek attığı işçilerin hepsi en verimli çalışan işçilerdi.   Mirkan Erdoğan 8 yıldır UNO’da çalışan, imzalanan sözleşmeye tepki gösterdiği için işten atılan işçilerden. Sendikal bürokrasi, işçilerin taleplerinin dikkate alınmaması ve karar süreçlerine katılamaması, düşük ücret, ağır çalışma koşulları, sendikacıların ayrıcalıkları, patron sendikacı iş birliği ile işten atmalar… Erdoğan’ın anlattığı koşullar Renault’dan başlayarak yayılan metal direnişinin sorun ve talepleriyle birebir örtüşüyor. Bu nedenle Erdoğan, gıda ve tekstil başta olmak üzere diğer sektörlerde de metal sektöründe olduğu gibi bir isyanın yaşanacağını söylüyor.   3. dönem toplusözleşmesine neden tepki gösterildi, bu sürece nasıl gelindi? Bugüne kadar üç kez toplusözleşme bağıtlandı. 3. dönem olmasına rağmen aslında 6. kez TİS bağıtlanıyor. Sendikamız demeye bile dilim varmıyor ama Öz Gıda-İş Pendik Şubesi ve genel merkez yönetimi hep işçilerin, yani bizlerin iradesi dışında TİS imzaladılar. Taslak hazırlamadan, bu taslağın tartışılmasına kadar işçilerin fikrini hiç almadılar. Kendileri hazırladı, ya da yanına işyeri temsilcilerini de alarak TİS taslakları hazırladı. Patronlarla danışıklı dövüş halinde TİS taslakları hazırlandı. Ücret sendikacılığı yapılmaya çalışıldı. Bu bile yapılmadı. Her sözleşmeden sonra işçiler bu gidişatı sorgular hale geldi. İçten içe homurdanmalar oldu. Ama sendika şube yönetimi ve temsilciler bizim gazımızı kısmen alarak yatıştırdılar. Fakat süreç öyle bir noktaya geldi ki işçiler olarak her konuda kayıplar yaşadık. Ücretlerimizde gerilemeler devam etti. 8 yıllık bir işçi, 10 yıllık bir işçi 890-950 lira arasında ücrete mahkum edildi. En yüksek ücret alan işçi 1500 lira alıyorsa varın siz düşünün. Sendikamızın izlediği bir başka yol ve taktik de her TİS döneminde görüşmeleri sürece yayıp en az 5-6 ay bu sürüyor, bizi yatıştırarak iş birlikçiliklerine meşruiyet sağlıyorlar. Son 3. dönem TİS görüşmelerini de aynı biçimde sürdürdüler. Bu TİS’te de ciddi kayıplarımız oldu. Özel sağlık kartlarımız elimizden alındı. 125 lira olan bu kart karşılığı heba edildi. Sosyal haklarımız geriye gitti. Ücretlerde günün koşullarına uygun bir artış olmadı. Bize söz vermelerine rağmen bize bir şey sormadan TİS imzaladılar. TİS görüşmelerinde oyun üstüne oyun oynadılar. Biz Ankara’daki fabrikadan temsilcilere ve şube yöneticilerine sorduk biz grevi göze alamayız deyip gizlice Ankara şube yönetimi ve genel merkez yöneticileriyle TİS’i imzaladılar.   SENDİKACILARIN VE TEMSİLCİNİN YÜZÜNE TÜKÜRDÜK   Peki buna karşı ne yaptınız? Bu duruma sert tepki gösterdik, şube yöneticilerinin ve temsilcilerin yüzüne tükürdük, onları fabrikadan kovduk. Hemen DİSK/Gıda-İş’le irtibat kurduk ve sendika değiştirme fikrini yüksek sesle tartışmaya başladık. Bu süreç devam ediyor. Ben de ‘Ya bu sendikacılar gidecek, ya bu sendika gidecek ya da ben buradan gideceğim’ dedim. Bu işten atılmama yol açtı. Önce çay  molasında geciktin, performansın düşük değip savunma istediler. Bunlar bahaneydi UNO patronu sendika ile el ele vererek muhalif olan, tepkisini ortaya koyan bizleri işten attı. Burada bir sınıf iş birlikçiliği var, ihanet var. Çok sayıda işçi arkadaşımızın insan kaynaklarına çağrılıp sorgulanması, tehditvari konuşmalarının yapılması, işten atmayla terbiye edilmeye çalışılması patron-sendika iş birlikçi-liğinin daniskasıdır. Bu duruma teslim olmadık, arkadaşlarımız da olmayacak. UNO’da çalışan işçilerin yüzde 90’ı Öz Gıda-İş’i patron sendikası olarak görüyor.   Fabrikanızdaki durum, metal sektöründe işçilerin direnişe çıkılmasına neden olan koşullara çok benziyor… Bu yılların birikimi. Metal sektöründe olan öteki sektörlerde de eninde sonunda patlak verir. Kölece çalışma koşulları, zorbalık, yasakçılık UNO’da da var. Biz en fazla 1500 lira ücret alırken sendika şube başkan ve profes-yonel sendikacılar bunun 5-6 katı alırsa bu sendikal anlayış ve işleyiş yerle bir edilmelidir. Biz itiraz ettik, mücadele başlattık işten atıldık. Bu bedeli ödemeye hazır olduğumuzu gösterdik. İşe iade davası ile hukuki mücadelemiz devam ediyor. UNO patronu, taslakta bu olsun, şu olmasın diyor sendikamız onu yapıyor. Bu nasıl bir sendikadır, bu nasıl bir sendikacılıktır. İsyanımız bunaydı.  Tavrımız sınıf tavrıdır, mücadeleci bir sendikal anlayışı ortaya koymaktı. Bundan asla pişman değiliz. Bir kez  Öz Gıda-İş’te iç demokrasi yok. Bizim için en önemli olan genel kurullar için delege seçimleri  ve temsilcilik seçimleri oldu bittiye getiriliyor. Genel merkez ve şube yönetimleri kendilerine uydu kişileri belirle-yerek bu süreçleri işletiyorlar. Biz örneğin temsilci arkadaşlarımızı imza toplayarak bir nevi referandum yaparak belirleme yoluna gidiyoruz şube bunu engelliyor. Ülker, UNO patronu ve idari müdürleri kendileriyle uyumlu temsilcileri ve şube yönetimlerinin belirlenmesinde belirleyici oluyorlar. İtirazlarımız hiçe sayılıyor, ciddiye bile alınmıyor. Tabii burada biz işçilerin de ciddi kabahatleri var. İtirazlarımız ve isyanlarımız cılız ve siliktir. Yediden yetmişe her işçi Öz Gıda-İş’e isyan ediyor ama iş istifaya gelince sesler zayıf çıkıyor. Sendikacılar bu isyanları sönümlemeyi çok iyi biliyorlar. İşi zamana yayıp birkaç sivri çıkışla bizim gazımızı alıp bizi edilgen tepkisiz hale getiriyorlar. Sınıf bilinci olmayınca, sendikal örgüt kültürü gelişmeyince olacak bu olur. Bugün şube yöneticileri-mizin ve genel merkez yöneticilerimizin ne kadar ücret aldığını temsilcisinden, amatör sendikacısına kadar, bilinmiyorsa bu sendikal demokrasinin olmadığını gösteriyor. Sendikanın bir çok şeyini bilmiyoruz. Yukarıdan talimatla iş yapılıyor. Temsilci odalarımızda politika konuşmak, siyasi gazete ve dergi okumak asla mümkün değil. Türkiye’nin gidişatına ilişkin politik meseleleri konuşmak bile riskli. Genel kurullarda her türlü ayak oyunu oynanır. Fabrika patronları hangi kişilerin yönetici olacaklarını belirliyor. Sınıftan, sınıf mücadelesinden bahsetmek mümkün değil. Yapılacak bir sendikal demokrasi örneği olarak sendika değiştirmek. Sendika değiştirmek fikri hep tartışılan bir fikirdir. Patlama noktasına henüz gelinmedi. Ama buna en iyi örnek Renault ve TOFAŞ’ta başlayan ve yaygınlık kazanan metal işçilerinin ortaya koyduğu direniştir. Bu direniş örnekleri ve patlamalar tekstil ve  gıda sektörlerinde de her an olabilir. Bundan çok korkuyorlar. Onun için geçici çözümler üretiyorlar bu iş birlikçi sendikalar. UNO’da 24 yıllık bir işçi 1500 lira alıyorsa, 18 yıllık bir işçi 980 lira-1100 lira alıyorsa  buna işçi isyan etmeyecek de ne zaman yapacak. 8 yıllık bir işçiyim bir kez bile sendikal eğitim verilmedi. İşçi sınıfı diye bir kavram kullanılmadı.  UNO patronu işçiler politika konuşmasın diyor, sendika bunun gereğini yapıyor. UNO patronu temsilciliğe şu gazeteler alınsın diyor bu yapılıyor. Patron velinimetimizdir anlayışı hakim kılını-yor. İşte Öz Gıda-İş gerçeği budur.   DİSK/GIDA-İŞ ÖNEMLİ BİR SEÇENEKTİR, İŞÇİLERİ BİRLİK OLMAYA ÇAĞIRIYORUM   UNO’daki işçi arkadaşlarına ve Öz Gıda-İş’te örgütlü işçilere çağrın nedir? Öncelikle tüm işçi arkadaşlarıma sendikal demokrasi meselesinin irdelenmesi üzerinden Öz Gıda-İş’i sorgulamalarını ve toplu istifalarını gündeme getirmelerini istiyorum. Sendika değiştirme fikri bir sendikal rekabet fikri üzerinde olmayacak. İş birlikçi bir sendikal anlayışın reddedilmesi fikri üzerinden olacak. Patron sendikacılığının sona ermesini istiyorsak, o sendikanın normal işleyişle değişmeyeceğine inanıyorsak, sendikal demokrasi örneği göstererek başka bir sendikada örgütlenmeliyiz. İşçi arkadaşlarımızın alternatifi var. DİSK/Gıda-İş önemli bir seçenektir. Ben bu sendikada kalacağım ileri haklar elde edeceğim, benim fikrim ve iradem alınarak TİS imzalayacağız düşüncesi tuzla buz olmuştur. Bunu yaşayarak gördük. İşten atıldığım için bu düşünceleri öne sürmüyorum. Renault, TOFAŞ işçileri yıllarca sabretti. Ama iş artık gırtlağa kadar geldi. İsyanlarını ortaya koyarak Türk Metal üyesi işçiler korkmadan istifa ettiler. Temsilcilik  panolarını söktüler. Sendikacılardan hesap sordular. İşçi kıyımına karşı üretimi durdurdular. Bu niye Öz Gıda-İş’te, başka bir sendikada olmasın. Ya da başka bir sektörde.  Ben çok umutluyum er ya da geç bu olacak. Buna inancım tam. Mücadeleci bir sendikal çizgi ve anlayışta birleşmek için tüm işçi arkadaşlarımı ve UNO işçilerini birleşmeye çağırıyorum. Onlara güveniyor ve inanıyorum. 22 AĞUSTOS 2015 TARİHLİ EVRENSEL GAZETESİNDEN ALINMIŞTIR.  ]]>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir