İşçi örgütlenme deneyimleri ve yıl değerlendirmesi

danone Son dönem yaşanan Ülker, Divan işçilerinin direnişi ve ardından gelen Danone işçilerinin fiili örgütlenmesi ile patronun sendika tanımaz tutumunu yıkarak sendikayı kabul ettirmeleri önemlidir. Geçtiğimiz yıl içinde yaşanmış ve kendisini sadece yasal mevzuatla sınırlayan Birleşik Metal-İş’in yasaklanan grevindeki tutumuna da bir ders niteliği taşımaktadır. Hem de DİSK/Gıda-İş’in henüz yasal olarak Türkiye sendikal barajını aşamamış bir sendika olarak işçilerin inisiyatifini açığa çıkararak bunu yapması çok önemliydi. Geleceğe ışık tutan fiili meşru mücadele hattı açısından Renault işçileri gibi örnek olarak incelenmelidir. Evet, sihirli el geçtiğimiz yıllardan bize kalan bu deneyimlerdir. İşçinin iradesini öne çıkaran, fiili bir işyeri örgütlenmesi ve onun olabildiğince sınıfın iradi tarihsel süzgecinden geçirilmesine çalışılması. Bunlar önemlidir. Çünkü içine girdiğimiz 2016 işçiler için daha zor bir yıl olmaya adaydır. İşçilerin müttefiki olan kamu emekçilerinin de kendisini bekleyen iş güvencesinin kaldırılması girişimlerine karşı, sorunlar yumağı içindeki diğer toplumsal kesimler; ama hepsinin birleşik bir mücadele için adım atarak işçi sınıfı ile birleşerek ilerlemesi zorunludur. Buna cüret edecek bir ayağa kalkış yaşanmalıdır 2016’da. Taşeron uygulamasının yaygınlaştırılarak emekçilerin güvencesiz çalışma koşullarına mahkum edilme durumu, sendikasızlaştırma, esnek çalışmanın yasalaştırılması ve işçilerin kırmızıçizgisi kıdem tazminatının kaldırılması için Başbakan Yardımcısı Lütfi Elvan’ın ocak-şubat aylarında adım atılacağını söylemesi… İşçi ve emekçileri yukarıda söylenenler ışığında bir araya gelmeye mecbur bırakıyor! Öyle ki; siyasal bakımdan bahsi geçen ve kendi arkadaşlarından umudu dönem dönem kesen milliyetçi işçinin ve sınıf kardeşliği temelinde ayrımlarını bir kenara bırakacak bütün işçilerin hareketi; son direnişlerden edindiği deneyimlerle atağa kalkmasını bilecektir. İşçi sınıfı kendi göbek bağını kesmek için adımlarını işyerlerinde hızlandırmaya başlamıştır. Şimdi ise tüm emekçilerle emekleme ve sağlam adımlarla yürüme dönemidir. Girişte bahsettiğimiz “ülkücü işçinin” her adımda eyleme girişmesi ama güvensizliğinin devam etmesi işçilerle ilgili bir sorun değildir elbette. Bu aşılabilir bir sorundur. Yeter ki işçi mücadelesinin tarihi tecrübesine sahip olanlar güven verecek bir yaklaşım içinde olsunlar. Güçlü bir aydınlatma seferberliği ile işçilerin birliğine hizmet etmeyi bilsinler! İşçide mücadele potansiyeli de yol bulma yeteneği de fazlasıyla mevcut. Renault’da bundan başka ne gözüktü ki? *Ümit Yılmaz’ın yazısı sy:27, evrensel 2015 almanak **Yakup Aslandoğan, Evrensel Kültür dergisi temmuz 2015 ]]>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir