Hançeroğlu’nun seviyesine inmeyeceğiz, düştüğü çukurda kalsın!

Hançeroğlu’nun seviyesine inmeyeceğiz, düştüğü çukurda kalsın!

cay-iscisi-haklari-icin-gida-iste-birlesiyor346051ff71ebdb9fe831 Sendikamızın Genel Sekreteri Seyit Aslan’ın Hak-İş’e bağlı Öz Gıda-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Tefik Hançeroğlu’nun şahsına yönelik yaptığı açıklamaya ve söylediği sözlere cevabıdır.    Hançeroğlu’nun seviyesine inmeyeceğiz, düştüğü çukurda kalsın! Değerli basın mensupları, Öz Gıda-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Tefik Hançeroğlu’nun şahsıma yönelik kullandığı, “Gerçek yüzlerini saklıyorlar, bölücü teröre, PKK’ya destek veriyorlar” söylemi, dili ve kullandığı üslup acizliğin bir ifadesidir. ÇAYKUR sürecinde yaptıkları satış sözleşmesi ve içine düştükleri durumun üstünü örtmek için şahsıma yönelik karalama ve iftira tutumu içine girmiştir. Bizim sendikal anlayışımız, işçi sınıfı ve onun çıkarlarını, demokrasiyi, hak ve özgürlükleri, barış ve kardeşliği savunmak olmuştur. İşçi sınıfının çıkarları bizim için her şeyden önce gelir. İşçilerin iradesini tanımayan, onları küçümseyen, işçileri aidat makinesi olarak gören sendikal anlayışın, bürokrat sendikacıların karşısında olduk ve olmaya devam edeceğiz. Verdiğimiz mücadeleden asla geri durmayacağız. Tefik Hançeroğlu, öncelikle ÇAYKUR işçilerine, yaptıkları satış sözleşmesinin hesabını vermelidir. Aldıklarını iddia ettikleri ücret artışı ilk vergi dilimi ve doların yükselişi karşısında eriyerek sıfırlanmıştır. Bizzat kendi üyelerinin “satış sözleşmesi” olarak  nitelendirdiği sözleşmenin hiç bir aşamasında işçiye sorulmamış, ÇAYKUR işçilerinin iradesi ayaklar altına alınmıştır. Bu, patronlara ve iktidarın gücüne dayanan sendikal anlayışın bir sonucudur. Kimin atına binerseniz onun kılıcını sallarsınız. Hançeroğlu patronların ve iktidarın gücüyle hareket ettiği için, işçilere karşı sermayenin ve iktidarın kılıcını sallamaktadır. Bizim sendikal anlayışımızın temelinde ise işçilerle birlikte hareket etmek vardır. Sendikal anlayışımızı ÇAYKUR işçilerine anlattık ve anlatmaya devam ediyoruz. Asıl siz, temsil ettiğiniz bürokratik sendikal anlayışı işçilere açıklayın. Yıldız Holding’e bağlı Ülker fabrikalarında işçileri patronlara nasıl sattığınızı söyleyin. Günde 12 saat çalışan üyelerinizin ancak asgari ücretin biraz üzerinde ücret alabiliyor olmasını izah edin. İşçilerin değil patronların çıkarlarını nasıl savunduğunuzu anlatın. İtiraz eden işçileri nasıl işten attırdığınızı söyleyin. Böylece herkes gerçek yüzünüz neymiş görsün. Sendikamız yönetim kurulu kararıyla ÇAYKUR işçisinden net ücretin yarısını aidat olarak alacağını bildirmiştir ve bunun arkasındadır. Tüzüğümüzde yazılı olan ise eski yasaya göre yazılmış aidat miktarıdır. 32. Olağan Genel Kurul sürecinde yarım ücret aidat, tüzük maddesi haline gelecektir. Ayrıca eski yasada var olan, işçiler dayanışma aidatının 3/1 üyesi bulundukları sendikaya öder ibaresi yeni yasayla ortadan kalkmıştır. Bizim üyelerimiz dâhil bir günlük brüt ücret tutarında aidat kesen Öz Gıda-İş sendikasıdır. Bir gün çalışan bir işçinin ücretinin tamamını kesecek kadar para sevdalısı olduğunuzu biliyoruz. İddia ettiğiniz hiçbir iş yerinde – ÇAYKUR da buna dâhildir – demokratik olarak seçim yapılmamıştır ve yapmaya niyetiniz yoktur. Zaten işyerinde demokratik tahammüllere biraz izin verseniz, işçiler sizleri bir günde alaşağı eder. Sizler işverenlerin seçtiği temsilcileri atayan, işverenin noteri konumundasınız. Ülker grubunda, UNO’da, Nestle’de, ÇAYKUR’da, daha birçok işyerinde üyeleriniz bunu aynen bu şekilde ifade ediyor. En son olarak Ülker grubuna bağlı BİSKOT işyerinde patronla anlaşarak nasıl üsten sendikacılık yaptığınızı görmüş olduk.   Savaştan Beslenenlere Karşıyız, Barış ve Kardeşlikten Yanayız! Hançeroğlu siyasi görüşümü sorgulamış ve kendince kanaat belirtmiştir. Herkesin olduğu gibi, bizim de bir dünya görüşümüz elbette var. Emekten yana, demokrasiden yana, insan hak ve özgürlüklerinden yana, insanların inançlarının kendi istedikleri gibi yaşamasından, barış ve kardeşlikten yanayız. İşçi sınıfının sömürülmesine, işçilerin iş cinayetlerinde ölmesine karşıyız. Soma, Ermenek, Torunlar Center gibi iş cinayetlerine, tarım işçilerinin kitlesel ölümüne karşı mücadele ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Bunu hiçbir zaman gizleme ihtiyacı duymadık ve duymayacağız. Bu ülkede çok kan aktı ve akmaya devam ediyor. Bu ülkenin gencecik insanları toprağa düşüyor. Sermayenin ve iktidarların kar ve kişisel hırsı için artık verecek canımız ve dökecek kanımız yok! Biz ülkenin bölünmesinden değil birliğinden yanayız. Kim ki bu ülkede savaştan besleniyorsa, biz ona karşıyız. Kim ki bu ülkede yoksul çocukların ve gençlerin bedeni üzerinde siyaset yapıyorsa ona karşıyız. Bu ülkede bütün hakların barış ve kardeşlik içinde yaşamasından yanayız. Tefik Hançeroğlu siz ve sizin gibi düşünenler ise bu ülkenin bölünmesinden yana olanlardır. Yürüttüğünüz politikayla ülkenin bölünmesine hizmet etmektesiniz. Tuzunuz kuru! İşçi ve emekçi çocuklarının kanı üzerinden politika yaparak sorunlar çözülmez. Son yaşanan gelişmeler ve Dağlıca ölen askerlerin, yaşamını yitiren polislerin, gençlerin cenazelerindeki aile feryatlarını duymuyor musunuz? Vicdanınız bu kadar kurudu mu? Son olarak şunu ifade etmek isteriz, şiddet nereden ve nasıl gelirse gelsin asla onaylamayacağız. Barış ve kardeşliğin tesisi için mücadele etmeye devam edeceğiz. Bu ülkede savaşa değil, barışa ihtiyaç var.  ]]>

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir